On Maddede Obeziteyi Altetme

  • 19 Kasım 2016
  • 335 kez görüntülendi.
On Maddede Obeziteyi Altetme

Cerrahinin babası olarak bilinen, Hintli cerrah Sushrata (M.Ö 600) obezitenin diyabet ve kalp hastalıklarına neden olduğunu, yan etkilerinden korunma ve tedavisinin fiziksel aktivite olduğunu ileri sürmüştür.

Obezite nedir, obezitenin tedavisi nasıldır, obezite nasıl geçer
Obezite, vücutta aşırı yağ dokusu birikimiyle ortaya çıkan, sağlığı tehlikeye atan birçok hastalığa yol açan ve beklenen yaşam süresini kısaltan önemli bir tıbbi ve halk sağlığı sorunudur. Tüm dünyada önlenebilir ölüm nedenlerinin başında gelmekte ve 21.yy.’ın “salgın hastalığı” olarak tanımlanmakta.Obezite, latincede “obesitas” kelimesinden türetilmiştir ve “şişman, yağlı” anlamına gelir. Ortaçağ ve Rönesans döneminde, şişmanlık, toplumda bir seçkinlik ve zenginlik belirtisi olarak kabul edilmiştir. 19.yy’da boy ve kilo sürekli artma göstermiş, 20.yy.da toplumun boyu, genetik olarak üst sınırına ulaşmış, fakat ağırlık artmaya devam etmiş ve obezite yaygınlaşmıştır. Obezitenin en fazla görüldüğü ülkelerin başında ABD geliyor, onları Avusturalya, Kanada ve İngiltere izliyor. ABD’de 1971 yılında % 14.5 olan obezite oranı, 2000 yılında % 30.9’a yükseldi. Aynı dönemde kadınlarda ortalama günlük kalori alımı 1.542 kaloriden, 1.877 kaloriye çıktı. Gıdalarla alınan bu fazla kalorinin, yağlardan çok karbonhidratlardan olduğu anlaşıldı. ABD’de genç yetişkinler arasında yapılan çalışmalar, fazladan alınan enerji kaynağının tatlandırılmış içecekler ve patates kızartması olduğunu ortaya koydu. Son yıllarda kötü beslenme tarzından dolayı gelişmekte olan ülkelerde de obezite oranı hızla artmaya başladı. SSYB ve İÜ Tıp Fakültesinin birlikte yaptığı bir çalışmada, son 12 yılda ülkemizde obezite oranı % 44, tip-2 diyabet % 9 artmış ve toplumun % 32’si obez bulundu. Esra Kurtuluş (A.Ü) tüm dünyada enaz 300 milyon yetişkinin obez olduğunu, bizim ülkemizde kadınların 1/3’ünün, erkeklerin 1/5’inin obezite grubunda (8.5 milyon) yeraldığını bildirdi.

Obeziteye karşı ilaç

ABD’deki Texas Üniversitesi’nin Anderson Kanser Araştırmaları Merkezi’nden bilim adamları, deneysel ilaç sayesinde obez makakların 4 haftada kilo verdiğini, hayvanların bel çevresinin de inceldiğini belirledi. Deneysel bir ilaç sayesinde yağ hücrelerinin kanla beslenmesi engellenerek obez maymunların kilo vermesi sağlandı!
Yağ hücrelerinin kanla beslenmesi engellenerek obez maymunların kilo vermesi sağlandı. Reneta Pasqualini, bu ilacın insanlar için geliştirilmesinin yağ hücrelerinin ameliyatsız azaltılmasının yanı sıra mevcut zayıflama ilaçlarına alternatif de olabileceğini belirtti. MR görüntülerinde de hayvanların yağ dokularında önemli azalma olduğu belirlendi.  Araştırmaya imza atanlardan Dr

İlacın aşırı yemek yedikleri ve hareket etmedikleri için obez olan 10 maymuna verilmesinden sonra bu hayvanların kilolarının ortalama yüzde 38,7 azaldığı görüldü. Maymunların bel çevresindeki yağların da yüzde 27 azaldığı belirlendi. İlacın yağ hücrelerini besleyen kan damarlarının yüzeyine yapıştığını, daha sonra yağ hücrelerini yok eden sentetik bir molekül yaydığını vurgulayan bilim adamları, bu ilacın mevcut zayıflama ilaçlarından farklı bir “mekanizmaya” sahip olması ve yan etkilerinin az olması nedeniyle önem taşıdığına dikkati çekti. Bir sonraki adımda bilim adamları ilacı prostat kanseri tedavisi gören obez kişiler üzerinde denemeyi planlıyor. Sigara gibi obezitenin de kanserin başlıca risk faktörü olduğunu belirten bilim adamları, kansere yakalanan obezlerin ameliyatının, kemoterapi ve radyoterapinin genellikle çok başarılı olmadığını da vurguladılar. Bilim adamları, kilo kaybetmeleri sağlandığında, prostat kanserine yakalanan kişilerin daha iyi tedavi edilip edilmeyeceğini araştıracak

TANIMI VE SINIFLANDIRMASI:
Vücud yağ dokusunun ölçülmesinde, deri kıvrımlarının kalınlığı, karın ve sırt ölçümleri, Magnetik Rezonans Görüntüleme (MRG),Ultrasonografi ve vücud kitle indeksi (VKİ) gibi çeşitli yöntemler uygulanabilir. Bunlar arasında en yaygın olarak kullanılanı ise VKİ’dir.
VKİ= Ağırlık (kg) / boy (m2) olarak kolayca hesaplanabilir. Buna göre;
VKİ 18.5 kg/m2 Zayıflık
VKİ 18.5-24.9 kg/m2 Normal ağırlık
VKİ 25.0-29.9 “ Normalin üstünde şişmanlık
VKİ 30.0-34.9 “ Obezite
VKİ 35.0-39.9 “ Ağır Obezite
VKİ 40’ın üstü Aşırı Obezite (Morbid Obezite)

Obezitenin Nedenleri: Gıdalarla aşırı enerji alınması ve fiziksel aktivitenin azalması, pek çok obezite gelişiminde temel neden olarak ortaya çıkmakta. Çok az bir grupda ise, genetik, tıbbi nedenler ve psikiyatrik hastalıklar obeziteye yol açmakta. Bunların dışında yetersiz uyku, sigaranın azaltılması, bazı ilaçlar ve ileri yaşlardaki gebelik de şişmanlığa yol açabiliyor. Fazla yemek yeme, kötü diyet seçimi yanında (aşırı kalorili gıdalar ve içecekler), teknolojik gelişmelerle daha az hareket etme (ulaşım araçlarının kolay ve yaygın olması), bilgisayar ve televizyon karşısında uzun süreler geçirilmesi de obezite gelişmesinde önemli rol oynuyor. Obezitenin gelişmesinde sakin ve hareketsiz yaşam tarzı da etkili. Tüm dünyada çalışma koşulları, daha az fiziksel aktivite gösteren bir ortama doğru kayıyor. Günümüzde tüm dünya toplumunun enaz % 60’ı yetersiz egzersiz yapıyor. Obezite ile birlikte başta kalp hastalığı olmak üzere, tip-2 diyabet, hipertansiyon, uykuda solunum durması, osteoartrit, safra kesesi hastalığı ve bazı kanser türlerinin (endometriyum, meme, kolon kanseri) görülme oranı da artmakta, beklenen yaşam süresi kısalıyor.

OBEZİTENİN TEDAVİSİ:
Obezitenin tedavisi üç ana başlık altında toplanabilir;
Diyet ve egzersiz obezite tedavisi; Tedavinin temelini oluşturur. Az yağ, az karbonhidrat ve az kalorili diyet uygulaması ile belirli bir kilo kaybı sağlanabilir. Altı randomize kontrollü çalışmanın meta analizi sonunda, her üç tip diyet uygulamasının arasında büyük bir fark olmadığı gösterilmiştir. Yürüme, koşma ve bisiklete binme gibi orta derecede egzersiz, diyet ile birlikte yapıldığı zaman daha etkili olmaktadır. Amerika Kalp Sağlığı Derneği, sağlığın korunması için haftada 5 gün, en az 30 dakika orta derecede egzersiz önermekte. İlaç tedavisi; Enerji alımını azaltan, enerji kullanımını artıran pek çok ilacın ise çok sayıda yan etkileri olup, uzun süreli kullanımının zararları tam olarak biliniyor. Yalnız tek bir ilacın (Orlistat-Xenical) uzun süreli kullanımı ABD de FDA tarafından onaylandı. Sibutramine (Meridia) kalp-damar sistemi üzerine yan etkilerinden dolayı 2010 yılında İngiltere, ABD ve Kanada da piyasadan çekildi. Aşırı kilolu ve diyabetik hastalarda Metformin (Glucophage), belirli bir kilo kaybı sağlayabilir. Cerrahi Tedavi; Obezitenin en etkili tedavi yöntemi cerrahidir. Kilo verdiren cerrahi (Bariatrik Cerrahi ) iki ana gruba ayrılır. İlki mide kapasitesini küçülten cerrahi yöntemler (mide bandı-kelepçe) çabuk doyma hissine yol açar, ikinci grup ise barsak boyunu kısaltan ve emilim yüzeyini azaltan yöntemlerdir (mide by-pass). Cerrahi sonrası, diyabet %70-90, hipertansiyon % 70-80, astım % 70, uyku apnesi %80- 90 düzelir, depresyon iyileşir ve yaşam kalitesi artar.

YAŞAM TARZI DEĞİŞİKLİĞİNİN ÖNEMİ:
Florence Nightingale Hastanesi, Obezite ve Metabolik Hastalıklar Bölümü tarafından 20. Kasım 2011 tarihinde düzenlenen toplantıda, bölüm başkanı Yunus Yavuz, obezite cerrahisi ve önemi üzerinde durdu. VKİ’ 35-40’üzerinde olanlarda veya VKİ’i 30’un üzerinde olup, beraberinde eşlik eden diğer hastalıkların bulunması halinde cerrahinin yapılması gerektiğini belirtti. Bariatrik cerrahinin bir takım çalışmasını gerektirdiğini diyetisyen, fizik tedavi, anestezi, endokrinoloji uzmanı, psikolog ve cerrahın birlikte çalışmasının şart olduğunu vurguladı.
Gastrik by-pass uygulananlarda fazla kiloların % 60-80’inin, gastrik tüp uygulananlarda % 50-60’nın kaybedileceğini belirtti. Günümüzde bariatrik cerrahide ölüm oranının çok düşük, fakat başta emboli (pıhtı oluşması) olmak üzere bazı komplikasyonlarının olabileceğinin üzerinde durdu. Anastomoz kaçağı % 3’ün altındadır. Kuşkusuz hastaların yeniden kilo almasıda mümkün.
Donna deMild (New Jersey-ABD) bariatrik cerrahi uygulananlara eğitmenlik ve danışmanlık görevi yaptığını belirterek, kendi yaşam öyküsünü anlatarak konuşmasına başladı. 5 yaşındayken anne ve babasının ayrıldığını, bunalıma girdiğini ve ancak sürekli yemek yiyerek rahatladığını bildirdi. Kısa sürede hızla kilo aldığını, çevresinden, arkadaşlarından dışlanarak 160 kg.a ulaştığını söyledi. Diyet ve egzersizle istediği gibi kilo veremeyince, cerrahi tedaviyi seçtiğini ve gastrik bypass uygulandığını belirtti. Halen 44 yaşında, iki çocuk sahibi ve 60 kg. (90 kg.vererek) olarak, tüm bariatrik cerrahi geçiren hastalara neler yapmaları gerektiğini anlattı:

10 MADDEDE YAPILACAKLAR:
1. Sık sık ve azar azar beslenin, 2-3 saatte bir ve günde 5-6 kez gıda alın. Böylece kan şeker düzeyiniz sabit kalır, metabolik dengeniz bozulmaz.
2. Yavaş yemek yiyin. Her öğününüz 20-30 dakika sürsün ve katı gıdaları 20-30 kez çiğnemeden yutmayın.
3.Yemekteyken aynı anda sıvı almayınız. Yemekten 20-30 dakika önce veya yemekten 30-45 da
kika sonra sıvı gıdaları içiniz.
4. Büyük yemek tabağı ve büyük porsiyon kullanmayın.
5. Yüksek kalorili, karbonhidratlı yiyeceklerden kaçının.
6. Kafeini azaltın.
7. Mutlaka düzenli egzersiz yapın.
8. Demir, kalsiyum ve B12 gibi vitaminleri düzenli kullanın.
9. Kontrollerinizi ihmal etmeyin ve destek gruplarına katılın,
10. Cerrahi sonrası başarılı olmanız, tamamen “yaşam tarzınızı değiştirmeye bağlıdır.”
Sonuç olarak obezite cerrahisi, cerrahinin tanımına ters düşen (patolojik ve hasta olmayan, sağlıklı bir sindirim kanalını bozan) bir cerrahi uygulamadır. Pek çok hastalığın tedavisinde cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi önemli bir yer tutarken, yaşam tarzı çok önemli rol oynamaz. Bariatrik cerrahide ise, cerrahi bir araçtır ve başarının sırrı tamamen yaşam tarzı değişikliğine bağlıdır.

Nikotin tedavisi

Yale Üniversitesi merkezli araştırma ekibinden Profesör Marina Picciotto, ulaştıkları bulguların büyük faydaları olabileceğini söyledi. Araştırmanın ulaştığı sonuç, nikotin tedavisinin aşırı beslenme sorunlarını azaltabileceği. Söz konusu nöronlar, sigara içme isteği yaratan nöronlardan farklı. Science (Bilim) isimli akademik dergide yayımlanan araştırmada, fareler üzerinde yapılan deneyler sonucunda, nikotinin beyindeki doyma hissi veren bir nöronu harekete geçirdiği bulgusuna yer verildi Profesör Picciotto, nikotin içeren bir ilaç sayesinde tokluk hissi veren nöronlar harekete geçirilirken, sigara içme isteği yaratan nöronların etkilenmeyebileceğini söyledi. “Bu, açlık hissi bastırılırken, sigara isteği ortaya çıkmayabilir anlamına geliyor” diyen Profesör Picciotto, yine de ilacın yan etkilerinin incelenmesi gerektiğini ekledi. Özellikle nikotinin yol açtığı kan basıncının yükselmesi gibi etkilere dikkat çeken Picciotto, “bu tip yan etkilerin önlenebilmesi halinde aşırı kiloluluk gibi büyük bir sağlık sorun karşısında önemli bir adım atılmış olacaktır” dedi.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ