Alkol ve Madde Bağımlılığı Panik Atağı Tetikliyor…

  • 21 Ocak 2015
  • 249 kez görüntülendi.
Alkol ve Madde Bağımlılığı Panik Atağı Tetikliyor…

Bunların denenmesi sonrasında bile hastalar panik atak yaşayabiliyor. Hatta öyle ki, maddeler için konuşursak bazı uyana maddeler tek kullanımda bile panik atağa neden olabiliyor.

Hangi psikiyatrik rahatsızlıklar panik atak tablosunu çağırır?
Uzun süreli alkol ya da madde kullanımı bu sorunu beraberinde getirebilir.
Bazı duyarlı kişilerde alkolün tek kullanımı da panik atağa neden olabiliyor. Zaten yüksek ve uzun süreli dozda alkol ve madde kullanımı da panik atağın gelişmesine yol açıyor.

Sosyal fobi de hem kendi basma sık karşılaşılan bir rahatsızlık, hem de panik atağa neden olabiliyor. Toplum içinde konuşamama, ellerde titreme, yiyip içememe de sosyal fobi belirtisidir ve bazen panik atak boyutunda belirtiler ortaya çıkabilir.

Panik atağın ortaya çıkardığı sorunlar nelerdir?
Panik bozukluk yaşanınca kişinin sosyal ve akademik işlevselliği düşünce, bu tabloya depresyon ekleniyor. Özellikle hastalık tanınmadığı zaman bu oluyor, tanındıktan sonra ise depresyon gelişmiyor.

Psikoterapide neler yapılır?
Psikoterapi genel anlamıyla; bir profesyonel terapistle düzenli görüşmeler şeklinde yapılabilen tedavi yöntemidir. Tedavide karşılıklı etkileşim önemlidir. Bir hekimle, terapistle karşılaşmak bile terapi sürecini başlatabilir.

Terapiye başlarken kişilik testi yapılır?
Terapide yapılan şudur; öncelikle terapist danışanı anlamaya çakşır, şikayetlerini öğrenir, oldukça detaylı bir şekilde yaşamı hakkında bilgi sahibi olmaya çalışır, hatta çocukluğundan başlayarak bilgi edinir, kişinin sosyo kültürel ortamı, inançları, yaptığı iş, eğitim düzeyi, yalcın ilişkileri nasıldır? Bu konulan çok ayrıntılı biçimde ele alır. Burada amaç, sorun çözmeye odaklanmaktır ve kişinin kendi­ni tanıması, kliniğe getirdiği so­runlarda kendinden kaynaklanan öğeler neler bunları bilmesi önemlidir. Kendisinin soruna katkısı nedir, bunlan açığa çıkar­mak, kişiye bunu göstermek te­rapi sürecinde çok önemlidir. Bunun için terapiye başlar­ken kişilik testi verilir. Hastanın psikolojik yapışma ilişkin analiz yapılır. Kişiliğine ilişkin daha detaylı bilgi alınmaya çalışılır, psikolojik savunma mekanizma-lan nasıl hareket ediyor öğreni­lir. Ayrıca buradaki becerisi ne durumda, kişinin savunma dü­zenekleri nasıl hareket ediyor? Gereken düzeyde mi, geride mi kalmış (erken yaşlarda görülen savunma düzeneklerinde mi kalmış) buna bakılır.

Kişi yaşının gerektirdiği düzeyde midir?
Böylece kişilik düzeyinde psikolojik sorunları olan kişilere yapılan testlerde ciddi ipucu alı­nıyor. Kişi, yaşının gerektirdiği düzeyde değilse, mutlaka iş, aile yaşamına yansımaları görülü­yor. Dolayısıyla gelen hastalara terapiden önce, testlerden elde edilen veriler toplanıyor.

Ben konuşuyorum terapist konuşmuyor!’
Danışanların şöyle bir sorunu oluyor; ‘ben konu­şuyorum, konuşuyorum, tera­pist bir şey söylemiyor’ diyor­lar. Bu nokta önemli çünkü te­rapist herkes gibi pat diye ko­nuşmaz, ağzından çıkacak her cümle önemlidir. Dolayısıyla terapist, hedefine ulaşa­cağı zaman konuşur. Bazen testlere başvurmadan da anlarız kişinin durumunu, hatta tek görüşmede bile kafamızda fikir oluşur ama söylemeyiz çünkü kişi hazır değildir buna.
Kişinin değişime hazır olduğu zamanı bekleriz, ruh durumu da önemli, depresyonun to­parlanması gerekiyor ve ken­disi ile ilgili olumsuz şeylere hazır olması lazım öncelikle.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ