2014 Yılı En Güzel Erkek İsimleri

  • 27 Nisan 2014
  • 1.784 kez görüntülendi.
2014 Yılı En Güzel Erkek İsimleri

ACAR: Atılgan, çevik, Gürcü soyunda

ACUN: Evren, kainat

ABDULLAH: Allah ın kulu

ADAL: Ün kazan

ADAR: Uygur metinlerinde geçen bir Türk adı; olgunluk, erginlik; omuzdaş

ADNAN: İnsanlardan üstün olan; Vatan tutmak; Cennetin orta yerinin

ADSAY: Moğol hakanlarından biri (Ölümü:1434)

AFŞİN: Zırh, silah; Sultan Alparslan’ın komutanlarından biri

AHSEN: En güzel

AKAL: Beyaz ve kırmızı

AKAN: Akmakta olan

AKANAY: Akıp giden ay

AKARSU: Sürekli akıp giden su

AKDORA: Karlı dağın doruk noktası

AKEL: Eli uğurlu anlamında

AKIN: Düşman topraklarına yapılan saldırı. Bir şeyin ardı arkası kesilmeyen geliş durumunda olması

AKINALP: Savaşan yiğit kişi

AKGİRAY: Temiz ve yaraşır

AKGÜN: Parlak gün, uğurlu gün

AKSOY: Temizsoy, pak soy; Uğurlu soy, kutlu soy

AKSU: Kayalardan sızan tatlı ve duru su. Anadolu’da birçok akarsu ve yer adı.

AKTAN: Ak renkli tan, kutlu tan, uğurlu tan

AKTUĞ: Beyaz renkli tuğ; Kutlu tuğ, uğurlu tuğ

ALANER: Alan eri, meydan yiğidi

ALATAN: Güneşin doğuşundan önceki vakit

ALATUĞ: Alaca renkli tuğ

ALAZ: Yanan bir şeyin yayılan alevi

ALDENİZ: Kızıldeniz, al renkli deniz

ALDOĞAN: Al renkli doğan kuşu

ALEMDAR: Sancak ya da bayrak taşıyan

ALGAN: Kentleri, ülkeleri ele geçiren, alan

ALGÜN: Kızıl gün; kızıl renkli güneş

ALİ: Yüksek, büyük

ALİCAN: Ali+Can: üstün yaradılışlı yüce kişi

ALİHAN: Ali+Han

ALİNUR: Ali+Nur

ALİZE: Bir rüzgar adı

ALKAN: Al renkli kan, temiz kan

ALKANALP: Al kanlı yiğit

ALKIM: Gökkuşağı

ALKOR: Al renk almış kor ateş

ALP: Büyük işler başaran; yiğit

ALPAY: Cesur, ay gibi parlak, yiğit

ALPER: Yiğit er

ALPEREN: Ermiş yiğit, ermiş kahraman

ALPERGİN: Yiğit ve olgun, ermiş

ALTAN: Hakan’ lara verilen san, güneşin doğarken ufka yaydığı kızıl renk

ALTUNA: Tuna ırmağının gün batarken aldığı durum için Osmanlılar’ ın verdiği ad.

AMİL: Etken, etmen

ANDAÇ: Anılar, hatıralar

ANGIN: Ünlü, tanınmış

ANIL: “Başkaları tarafından sözün edilsin”, sakin, yavaş, ağır

ARAS: Bir ırmak adı

ARDA: Meriç ırmağının bir kolu; Sonra gelen; İşaret olarak yere dikilen nişan değneği

ARDAHAN: Arda+HAN; Doğu Anadolu’da bir ilimiz

ARDIÇ: Yemişleri ilaç olarak kullanılan ağaç

ARCEM: Ar+Cem (Namuslu, ar lı hükümdar, padişah)

ARGUN: Gizli, saklı, arınmış. Kamıştan yapılmış bir çalgı; Vahşi hayvan

ARIN: Arınmak eyleminden arın; sade ol

ARKAY: Yükselmek, göğe doğru çıkmak. Her yana çıkık durmak

ARKIN: Yavaş, ağır, sakin

ARMAĞAN: Ödül

ARMAN: Kutsal rüya, ermek istenilen şey, arzu

ARSUN: Yüreğindeki temizliği yansıtan

ASLAN: Güçlü ve yırtıcı bir hayvan. Gürbüz ve yiğit kişi

AŞKIN: Aşmış, ileri

ATA: Dede ve büyükbabalardan her biri

ATABEK: Selçuklularda şehzadelerin eğitimcisi

ATAHAN: Soyu hükümdarlardan gelen

ATAÇ: Atalardan gelen

ATALAY: Ünlü, soylu, tanınmış

ATANER: Baban, atan, soyun yiğit anlamında

ATAOL: Yüce bir insan ol

ATASAGUN: Doktor, hekim

ATASOY: Ecdadı soylu

ATEŞ: Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla ortaya çıkan ısı ve ışık

ATİK: Çabuk davranan, çevik

ATIL: Bir amaca doğru hızla ilerleme (A harfi uzatılarak okunmalıdır, aksi halde atıl durağan anlamına gelir)

ATILAY: İleri atılan

ATILGAN: Girişken, hevesli

ATİLLA: Hun hükümdarı (Attila olarak yazılan şekli de Türkçedir.)

AYAZ: Hava ve gece için soğuk

AYBARS: Ay gibi parlak, pars gibi çevik ve güçlü. Hun Hükümdarı Atilla’nın amcası

AYBERK: Güçlü ışığı olan ay

AYDEMİR: Yüzü kavisli bir çeşit keser

AYDOĞA: Ay doğsun anlamında

AYDONAT: Işık donat, parlaklık donat anlamında

AYERDEM: Ay+Erdem

AYGEN: Dost, gönüldeş

AYKUT: Kutlu ay, uğurlu ay

AYTAÇ: Ay+Taç

AYTAN: Ay+Tan

AYTAŞ: Ay gibi parlak ve sert

AYTEK: Ay+Tek

AYTUĞ: Ay gibi parlak tuğ

AYVAZ: Savaş gemilerinde cerrah yamağı

AZAD: Özgür, kurtulmuş, başına buyruk anlamında

AZER: Ateş

BABÜR: Büyük Moğol devletini kuran hükümdarın adı

BAHA: Değer, kıymet, üstünlük

BAHADIR: Savaşlarda yılmazlığıyla üstünlük kazanan kişi

BALKAN: Sarp ve ormanlık sıradağlar

BALKAR: Kafkasya’da yaşayan Kıpkaçların bir kolu

BALKIR: Şimşek

BARAN: Direnci kıran, ulu, yüksek

BARBAROS: Avrupalılar tarafından Hayrettin Paşa’ya verilen isim

BARIŞ: Savaşın bittiğinin bir anlaşmayla belirlenmesinden sonraki durum

BARLAS: Cenkçi, savaşçı

BARTU: En eski Türk hanlarından biri

BAŞAR: Başarılı ol anlamında

BATIN: Karın, kuşak, nesil

BATU: Güçlü, kuvvetli

BATUHAN: Batının hanı; Güçlü, kuvvetli han

BATUR: Savaşlarda yılmazlığıyla üstünlük kazanan kişi

BATURALP: Yiğitler yiğidi

BAYHAN: Zengin han, soylu han; Beyhan

BAYKAL: Zengin kal, varlıklı kal anlamında; Deniz

BAYPARS: Zengin ve kaplan gibi

BAYÜLKEN: Yüce insan

BEDİZ: Resim, tasvir, süs

BEHA: Ender, zor bulunan

BEHİÇ: Şen, güler yüzlü

BELEN: Bel, geçit, iki dağ arasından geçen yol

BELGİ: İşaret, bellenecek şeye konulan im

BENGİ: Ölümsüz, hep kalacak olan

BENGİSU: Ölümsüzlük suyu

BERA: İlim ve cemalde üstünlük

BERAT: Birine nişan, madalya veya herhangi bir ayrıcalık verildiğini bildiren belge

BERK: Sert ,sıkı ,sağlam

BERKAY: Güçlü ve ay gibi

BERKE: Altınordu Hükümdarı

BERKİN: Çok kuvvetli, pekiştirilmiş

BERTAN: BER+TAN=Tan yemişi

BESİM: Güleç

BETİM: Kişi veya olayları gözde canlandırma, tasvir

BİLGE: Bilgili, iyi ahlaklı, olgun ve örnek kişi

BİLGEHAN: Bilgili ve soylu kişi; Göktürk imparatorlarından birinin adı

BİLGİN: Herhangi bir konuda derin bilgisi olan.

BİRANT: BİR+ANT= tek yemin

BİRGE: Hep beraber anlamında

BİRGEN: Yalnız, yalnızlığa alışkın

BİRHAN: Tek han, biricik han

BİRKAN: BİR+KAN= soyu tek

BORA: Yağmurdan önceki kısa ve sert yel

BORAN: Gök gürültülü sağnak yağış

BUĞRA: İki hörgüçlü,iri deve

BUĞRAHAN: ilk Müslüman Türk hakanı olan ” satuk Buğrahan” adının birincisi. Karahanlılar devrinde yaşamış ve topluca Türklerin toplu halde Müslüman olmasına vesile olmuştur.

BULUT: Havada asılı durumdaki su damlacıkları topluluğu

BURAĞAN: Kısa süreli ,güçlü yel.

BURAK: Kişinin ruh durumu; Hz. Muhammed’in Kudüs’te dağa çıkarken bindiği at benzeri hayvan

BURÇAK: Baklagillerden bir bitki

BURKHAN: Heykel

CAN: Yaşamı sağladığına ve ölümle vücuttan ayrıldığına inanılan soyut varlık

CANALP: CAN+ALP=Cana yakın, sevimli yiğit

CANBERK: Sağlam, canlı, metin

CANDAŞ: Candan, değerli dost

CEM: Hükümdar, şah

CEMRE: Şubat ayında birer hafta aralıklarla önce havada, sonra suda ve en sonra toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık yükselişi: “Bu cemre sözü Arapça kor ateş manasındadır.”

CENK: Savaş

CESUR: Cesaretli, gözü pek, korkusuz

CEYHAN: Akdeniz bölgesinde bir nehir

CİHAN: Dünya

CÖMERT: Eli açık

CUMHUR: Topluluk, kalabalık

CÜNEYT: İyi ata binen binici

ÇAĞ: Başı ve sonu belli olan ve belli bir özellik taşıyan zaman dilimi

 ÇAĞAN: Bayram; Doğan kuşu

ÇAĞATAY: Cengizhan’ın ikinci oğlunun adı

 ÇAĞDA: Yeni bir çağa adım atılmış

 ÇAĞDAŞ: Çağın koşullarına uyguna uygun; Aynı çağda yaşayan

 ÇAĞHAN: Çağın hanı; Çağdaş han

 ÇAĞIL: Çağlamak eyleminden çağıl; Küçük taş parçacıkları, çakıl

 ÇAĞIN: Yıldırım; Çağa ilişkin

 ÇAĞLAR: Çağlayan, çağlayıp akan; Şelale

 ÇAĞLAYAN: Köpürerek yüksekten düşen su

 ÇAĞRI: Davet

 ÇAKABEY: Oğuzlarda bir Türk beyi

 ÇAKIR: Göz rengi mavi, benekli

 ÇELİK: Özel bir metal alaşımı; Sağlam

ÇETİN: Çözümlemesi güç olan

 ÇEVİK: Çabuklukla davranan

 ÇINAR: Uzun ömürlü bir ağaç cinsi

 ÇIVGIN: Rüzgar ve karla karışık yağan yağmur

 ÇOLPAN: Gözleri uzağı iyi gören; Çoban yıldızı

 ÇAĞ: Başı ve sonu belli olan ve belli bir özellik taşıyan zaman dilimi

 ÇAĞAN: Bayram; Doğan kuşu

 ÇAĞATAY: Cengizhan’ın ikinci oğlunun adı

 ÇAĞDA: Yeni bir çağa adım atılmış

 ÇAĞDAŞ: Çağın koşullarına uyguna uygun; Aynı çağda yaşayan

 ÇAĞHAN: Çağın hanı; Çağdaş han

 ÇAĞIL: Çağlamak eyleminden çağıl; Küçük taş parçacıkları, çakıl

ÇAĞIN: Yıldırım; Çağa ilişkin

 ÇAĞLAR: Çağlayan, çağlayıp akan; Şelale

ÇAĞLAYAN: Köpürerek yüksekten düşen su

 ÇAĞRI: Davet

 ÇAKABEY: Oğuzlarda bir Türk beyi

 ÇAKIR: Göz rengi mavi, benekli

 ÇELİK: Özel bir metal alaşımı; Sağlam

 ÇETİN: Çözümlemesi güç olan

 ÇEVİK: Çabuklukla davranan

 ÇINAR: Uzun ömürlü bir ağaç cinsi

 ÇIVGIN: Rüzgar ve karla karışık yağan yağmur

 ÇOLPAN: Gözleri uzağı iyi gören; Çoban yıldızı

 DAĞHAN: Oğuz tanrılarından biri; Yerkabuğunun çıkıntılı bölümleri; Eski Türklerde dağ tanrısı

 DALAY: Deniz

 DALGA: Denizin rüzgarlı havada kabarıp kıyıya sürüklenmesi; Hareketli su kütlesi

DARCAN: Sabırsız, aceleci

 DEĞER: Yüksek nitelikleri olan kimse

 DEHA: İnsan zekasının ulaştığı en yüksek nokta

 DEMİR: Yeraltından çıkarılan işlemeye çok elverişli bir metal

 DENİZ: Yerkabuğunun çukur bölümlerini kaplayan birbirine bağlantılı tuzlu su yığını; derya

 DENİZHAN: DENİZ+HAN

 DERİN: Çok gelişmiş, çok ilerlemiş

 DERMAN: Güç

 DESTAN: Efsane

 DEVRAN: Zaman; devir

DEVRİM: Hızlı, geniş kapsamlı niteliksel değişim

 DİNÇ: Güçlü ve sağlıklı kimse

 DİRİM: Yaşama gücü

 DOĞA: Yaradılış ve yapı özelliklerinin tümü; tabiat

 DOĞAÇ: Önceden düşünülüp hazırlanmadan ortaya çıkan düşünce, eylem

 DOĞAN: Kartalgillerden alıştırılarak kuş avında kullanılan yırtıcı bir kuş

 DOĞANHAN: Doğan kuşu gibi çevik ve atılgan han

 DOĞU: Güneşin doğduğu ana yön, şark

 DOĞUKAN: Doğu halkından olan

DONAT: Giyindir, teçhiz et anlamında

 DORUK: Zirve, dağların en yüksek yeri

 DORUKHAN: Hanlar hanı (Öneren: Bahar Hamarat)

 DUMAN: Bir maddenin yanmasıyla çıkan renkli gaz

 DURU: Berrak, saf

 DURUL: Berrak duruma gel anlamında

 DÜNYA: İçinde yaşadığımız gezegen

ECEVİT: Çevik, atılgan

EDİZ: Yüksek yer, her şeyin yükseği

EFE: Batı Anadolu nun yiğidi

EFKAN: Çığlıklar, inlemeler

EFLATUN: Açık mor

EFSUN: Büyü

EGE: Yaşça büyük, ulu

EGEHAN: Engin denizlerin hükümdarı

EGEMEN: Gücü yeter olup buyruğunu yürüten

EKİM: Sonbahar mevsiminde bir ay; Toprağı ekme eylemi

EKİN: Tahılın tarlaya atılmasından harman oluncaya kadarki adı

ELÇİ: Uzlaştırıcı

ELGİN: Yurdundan evinden uzak düşmüş kişi

E EMİR: Buyruk, komut

EMRAH: Saz çalıp, oynayan

EMRE: Dost, beylerbeyi, büyük erkek kardeş

EMRİ: Emirle ilgili

ENGİN: Uçsuz ,bucaksız

ENGİNSU: Deniz anlamında

ENİS: Dost, arkadaş

ENES: Hz. Ali’nin komutanı

ERDEM: Alçak gönüllülük; Düşünce ve davranışta iyiliklerin bir araya gelmesiyle beliren yetkinlik; Yiğitlik, doğruluk

ERDENİZ: Deniz gibi geniş ve engin er

EREN: Kendini tanrıya adamış kişi; Evliya, aziz

ERENDİZ: Jüpiter gezegeninin adı

ERGİN: Olgunlaşmış, ermiş kişi

ERGUVAN: Eflatun ile kırmızı arası çiçek açan süs bitkisi

ERİM: Bireyin erebileceği uzaklık

ERİNÇ: Hiç eksiği ve üzüntüsü olmama durumu; Huzur

ERK: Güç

ERKİN: İstediği gibi davranabilen, özgür

ERKSİN: Güçlü ve kuvvetlisin

ERKUT: Uğurlu er

ERSEN: Sen ersin anlamında

ERSİN: Ersin, erkeksin anlamında; Ateş küreği; Bir çeşit güzel kokulu bitki

İLHAN: Nameler, ezgiler

ERTAN: Erken gün doğma zamanı

ERTUNÇ: Tunç gibi sağlam erkek

ERTUNGA: Yiğit, hakan

ESER: Yapıt

ETKİN: Hareketli, yaptırıcı

EVGİN: Aceleci, bir işin bir an önce olmasını isteyen

EVREN: Var olan şeylerin tamamı

EVRENSEL: Her şeyi kapsayan, dünya ölçüsünde olan

EYLEM: Bir amaç ve yöntemle yapılan hareketlerin tümü

EYÜP: Bir peygamber ismi

FADIL: Faziletli, ahlaklı

FAHİR: İftihar edilecek, övülecek

FAHRETTİN: Diniyle övünen

FAHRİ: Şeref ve itibar için yapılan iş

FAİK: Üstün, yüksek

FALİH: Başarı kazanan, isteğine ulaşan

FARUK: Haklıyı haksızı ayırabilen

FATİH: Fetheden, hüküm veren

FAZIL: Faziletli, ahlaklı

FEHİM: Anlayışlı, zeki

FERDİ: Kişiye özgü

FERHAN: Sevinçli, neşeli

FERHAT: Güçlüyü yenip bir yeri ele geçiren

FERİD: Eşsiz, benzersiz

FERİDUN: Eşsiz, benzersiz

FERİT: Avcı kuş

FERRUH: Uğurlu, kutsal

FETHİ: Fetih ile ilgili

FEVZİ: Zaferle ilgili; Galip, üstün gelen anlamında

FEYEZAN: Su baskını ,sel

FEYYAZ: Bol, verimli, gür

FEYZULLAH: Allah ın bilimi

FEZA: Uzay

FIRAT: Türkiye’nin en uzun nehrinin adı

FİKRET: Düşünce, akıl, anlayış

FİKRİ: Düşünceyle ilgili

FUAT: Kalp, gönül

FURKAN: İyi ile kötü arasındaki farkı gösteren her şey

GENCAY: Yeni doğmuş ay; Hilal biçimindeki ay

GERÇEK: Yakıştırma veya yalanı olmayan

GİRAY: Laik ve uygun anlamında; Eskiden Kırım prenslerine verilen unvan

GÖKADA: Samanyolu gibi bağımsız uzay adası

GÖKALP: Mavi gözlü genç ve güzel yiğit

GÖKAY: Hem gök, hem ay; Güzel ay

GÖKBERK: Sağlam ve gök gibi mavi; Engin ve erişilmez

GÖKDAL: Yeşil dal, yeni dal

GÖKHAN: Göğün hanı; Oğuzhan ın altı oğlundan biri

GÖKMEN: Sarışın, mavi gözlü kimse

GÖKOVA: Muğla ilinde bir körfez

GÖKSEL: Gökle ilgili

GÖKSENİN: Gök sana ait anlamında

GÖKTUĞ: Gök+Tuğ= mavi renkli tuğ

GÖKTÜRK: Orta Asya da yaşamış eski Türk ulusu

GÖNEN: Yazın suyu kuruyan gölcük; Toprağın içerdiği nem, rutubet; Ekilecek toprağın tavlandırılması

GÖNENÇ: Bolluk ve rahatlık içinde yaşama

GÖRKAY: Güzel ay

GÖRKE: İhtişamlı, görkemli

GÖRKEM: Göz alıcı ve gösterişli

GURUR: Özsaygı, iç değer

GÜÇLÜ: Gücü olan kişi

GÜN: Güneş, güneş ışığı

GÜNAL: Işık al, ışıklı ol anlamında

GÜNDOĞAN: Güneşle doğan, gün doğarken olan

GÜNDÜZ: Günün sabahtan akşama kadar süren aydınlık bölümü

GÜNEŞ: Gezegenlere ısı ve ışık veren gök cismi

GÜNEY: Her zaman güneş gören

GÜNSU: Güneş gibi temiz ve berrak su; Hem gün, hem su

GÜR: Bol ve güçlü

GÜRDAL: Sık dal, bir araya gelmiş güçlü dal

GÜREL: Oluş ve dönüşüm durumunda bulunan

GÜRKAN: Kanı gür, sağlıklı, hareketli, yerinde duramayan

GÜVEN: Korku ve kuşku duymadan inanma duygusu; Herhangi bir tehlikeden uzak olma durumu

GÜVENÇ: Güvenme duygusu

HAFIZ: Koruyan, saklayan; Kuran’ı ezberlemiş kişi

HAKAN: Eski Türk ve Moğol hükümdarı

HAKKI: Doğrulukla, adaletle ilgili

HALDUN: Sonsuz, ebedi olan

HALİL: Yakın dost

HALİM: Sessiz, sakin; Yumuşak huylu; Yavaş

HALİS: Katıksız, saf, temiz; Yalnız

HALİT: Sonsuz, sürekli

HALUK: Herkesle iyi geçinen, temiz huylu

HAMDİ: Allah ı övmek, şükretmek

HAMDULLAH: Allah ın övgüsü

HAMİ; Himaye eden, koruyan

HAMİT: Övgüye değer

HAMZA: Heybetli, azametli

HARUN: İnat eden, huysuz

HASAN: Güzellik, iyilik

HAŞİM: Gösterişli, muhteşem

HAŞMET: Görkem, gösteriş, büyüklük

HAYAT: Doğumdan ölüme olan süre

HAYATİ: Dirilik, canlılık; Hayatla ilgili

HAYDAR: Cesur, yiğit

HAYRETTİN: Dinin hayırlı, mübarek kıldığı

HAYRİ: Hayırla, iyilikle ilgili

HAYRULLAH: Allah ın hayırlı ettiği

HAZAR: Barış, güven

HAZIM: Akıllı, iş bilir

HINCAL: Öç al anlamında

HIZIR: Ölümsüzlüğe kavuştuğuna inanılan kişi

HİDAYET: Doğru yola girme, Müslüman olma

HİKMET: Bilgelik, özlü söz, vecize

HİLMİ: Sakin, yumuşak huylu

HİMMET: Çaba, emek, irade

HÜDAVERDİ: Allah ın verdiği

HÜR: Özgür

HULKİ: Yaradılışla ilgili, iyi huylu, ahlaklı

HULUSİ: Saf, içi temiz, samimi, içten

HURŞİT: Güneş

HÜRAY: Ay gibi özgür

HÜRCAN: Özgür

HÜRKAN: Özgür soydan gelen

HÜSAM: Keskin kılıç

HÜSAMETTİN: Dinin keskin kılıcı

HÜSEYİN: Küçük sevgili

HÜSNÜ: Çok güzel

ILGAT: Esinli ve akış için kullanılan, yavaş yavaş anlamında

ILGAZ: Atla doludizgin ve ansızın yapılan akın saldırı

İLBAY: Vali

İLGİ: İki şey arasındaki ilişki, bağ; Bir şeye karşı duyulan merak; Belli bir olay veya düşünceye karşı olan eğilim

İLGÜN: Halk, ulus, ahali

İLHAM: İçe doğma, esin

İLHAN: Bir ülkenin başında bulunan hükümdar

İLKE: Bir nesnenin, bir olayın, bir varlık türünün doğuşunu sağlayan söz

İLTER: Yurtsever

İNAN: Bir şeyin doğruluğuna sarsılmaz bir duyguyla katılma.

İNANÇ: Bir düşünceyi doğru sayarak benimseme; Tanrının varlığına inanma

İSFENDİYAR: Pehlivan

İSKENDER: M.Ö. 4. yy’da yaşamış büyük imparator

İSTEMİHAN: Göktürk devletinin kurucusu

İZGİ: Akıllı, adaletli

İZLEM: İzlemek eylemi

KAAN: Hanlar hanı

KAHRAMAN: Yiğit, cesur Hakan, imparator Ay Kuşlarda uçmayı sağlayan üst üyeler KAN+DEMİR=Kanmış tok demir anlamında Rengi karaya yakın, esmer; Avrupa ve Asya’nın ılıman bölgelerinde yaşayan kısa ve çatallı boynuzlu bir memeli hayvan Yüksek kayalarda yaşayan yırtıcı bir kuş Büyük ve sert taş kütlesi Güçlü hükümdar

KEREM: Lütuf Soylu, cömert, yüce Uzun ve kesici savunma aracı Sulanmayan toprak, kır halinde işlenmemiş bitek olmayan toprak Sevinç Yanmakta olan ateşten sıçrayan küçük ateş parçaları Sınır muhafızı; Kaynağı dini ezgi olan orkestra parçası Kızıl renk almış ay Kor ateş gibi han Korkusuz, heybetli Kök+Sal: Moğol hükümdarı Tanrı

KUDRET: Erk, iktidar İri yapılı genç Kurt+Han Tehlikeli veya kötü bir durumu aşmak Mutlu olmuş yiğit kişi Uğurlu, ongun Kirman’da hüküm sürmüş hanedan Bir yön Göktürk Prensi Kahraman, korkusuz, yürekli. Parlama, parıltı Savaş zamanında deniz askerliği yapan asker sınıfı önder.

KAĞAN: 1. Hakan, imparator. 2. Kükremiş, öfkelenmiş, kükreyen, öfkelenen.

KAMER:  1. Ay. 2. Sadık hizmetkâr. 3. Kur’anı Kerim’in 54. suresi Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

KANDEMİR: Güçlü soydan gelen.

KARACA:  1. Rengi karaya çalan, esmer, yağız. 2. Geyikgillerden, küçük, boynuzlu, güzel görünüşlü av hayvanı. 3. Üst kol.

KARTAL: 1. Kartalgillerden, beyazla karışık siyah tüylü, kıvrık ve kuvvetli gagalı, geniş kanatlı büyük yırtıcı kuş. 2. Yeniden diriliş ve güçlülük sembolü.

KAYA: 1. Büyük ve sert taş kütlesi. 2. Kayalık sarp dağ.

KAYIHAN – KAYAHAN: Güçlü hükümdar.

KERİM: 1. Kerem sahibi, cömert, verimcil. 2. Ulu, büyük. 3. Lütfü, ihsanı bol, ihsan yönünden ulu. 4. Allah’ın isimlerinden, “abd” takısı alarak kullanılır.

KILIÇ: İki yüzü keskin eski bir silah.

KIRAÇ: Çorak, Çöllük, Susuz, Bitkisiz; Bereketsiz, Verimsiz.

KIVANÇ: 1. Sevinç, memnuniyet. 2. Övünen, güvenen, iftihar eden Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

KIVILCIM: 1. Yanmakta olan bir maddeden sıçrayan küçük ateş parçası.
2. Harekete geçiren etken.

KORAL: 1. Batı musikisinde dini şarkı. 2. Sınır muhafızı.

KORAY: İyice kor rengine gelen ay.

KORHAN: Ateşli, canlı, güçlü hükümdar.

KORKUT: 1. Büyük dolu tanesi. 2. Korkusuz, yavuz, heybetli. 3. Cin, şeytan.

KÖKSAL: Yer altında geniş bir alana dağılan kök.

KUBİLAY: Cengiz Han’dan sonra Moğol imparatorluğu tahtına çıkan büyük kağanların en meşhuru 35 yıl saltanat sürmüş ve 1294 yılında 80 yaşında ölmüştür.

KUTAY: 1. Mübarek ay. 2. Borneo adasının doğu tarafından bir sultanlık.

KUNTAY: Ay gibi sağlam, güçlü anlamlarına gelmektedir.

KURTHAN: Kurt gibi zeki ve çevik han.

KURTULUŞ: Kötü, tehlikeli durumdan kurtulma.

KUTALP: Mutlu olmuş yiğit kişi.

KUTLU: Uğurlu, ongun.

KUTLUKHAN: Kirman’da hüküm sürmüş hanedan.

KUZEY: Kuzey yönü / Şimal.

KÜRŞAD: Göktürk Prensi.

KÜRŞAT: 1. Gür, bol. 2. Sarsılmaz yiğit. 3. Çevik. 4. Gürbüz. 5. Geyik türü hayvanların su içip yıkandıkları ırmak. 6. Göktürk beyi. 7. Eski bir Türk adı.

LAÇİN: 1. Bir cins şahin. 2. Sarp, yalçın. 3. Şiddetli.

LEMİ: Parlak, parıldayan.

LEVEND – LEVENT: Osmanlı donanmasında vazifeli asker denizci, Eskiden Venedikliler’in şark memleketlerinden maaşla topladıkları denizciler, Yakışıklı, boylu poslu kimse, Atak, gözü pek, hareketli ve çevik.

LİDER: Önder.

MAHİR: Becerikli, maharetli uz elli

MECNUN: Çılgın, deli

MELİH: Güzel, şirin, sevimli

MENGÜ / MENGİ: Ölümsüz, ebedi

MERİÇ: Balkan Yarımadasından geçen bir ırmak

MERT: Yiğit, sözünün eri

MERTCAN: Yiğit can

METE: Bey soyundan gelen, soylu

METEHAN: Bilinen en eski Türk hükümdarı. Liderliği ve harp sanatı bugün bile akademilerde ders olarak verilmektedir.

MİRALAY: Albay

MURAT: Dilemek ,arzu etmek

MURATHAN: Murat+Han

MUTLU: Ongun, mesut

NASUH: Öğüt veren, temiz, saf

NEDİM: Arkadaş

NEHAR: Gündüz

NESİM: Hafif ve tatlı tatlı esen rüzgar

NEZİR: Adamak anlamında

NİDA: Bağırma, sesle çağırma, haykırma

NİHAT: Huy, tabiat, yaradılış

ÖCAL: Yapılan kötülüğün acısını çıkar

ÖĞÜT: Birine doğru,uygun yol göstermek için söylenen söz

ÖKTEN: Akıllı, bilgili, kahraman

ÖMER: Dirilik, canlılık, yaşama, ömür sürme; İslam’ın ikinci halifesi Hz. Ömer’in adı

ÖMÜR: Hayat

ÖNAL: Önde ol, üstün gel

ÖNCEL: Bizden önce yaşamış olanlar

ÖNCÜ: Bir hareket veya düşünce akımını başlatan

ÖNDER: Topluluk davasında önde giden, yönlendiren kişi, lider

ÖNER: Önde giden er; Önermek eyleminden öner, tavsiye et

ÖNEY: Önde olan, üstün

ÖNSEL: Hiç bir denemeye dayanmayan, yalnız akıl yoluyla yapılan

ÖRSAN: Yüce adı olan

ÖVGÜN: Övülmüş, övülen kimse

ÖZALP: Öz yiğit, gerçek yiğit

ÖZAY: Gerçek ay

ÖZDEN: Özle, öz varlıkla, gerçekle ilgili

ÖZEN:Bir işin elden geldiğince iyi yapılmasına çalışma, ihtimam

ÖZENÇ: İstek; İmrenme

ÖZER: Gerçek er, özü er olan

ÖZGEHAN: Cana yakın, sıcak kanlı han, yürekli han, cesur han

ÖZGENÇ: Kişiliği genç olan

ÖZGÜN: Nitelikleri bakımından benzeri olmayan, eşsiz

ÖZGÜR: Herhangi bir koşul veya biçime bağlı olmayan, başına buyruk, hür

ÖZKAN: Soylu kan, gerçek kan, temiz kan anlamında

OGÜN: Anımsanan, belirli bir günde doğan kimse

OĞRUN: Gizli, kimseye sezdirmeden

OĞUL: Erkek evlat; Hanedan ve soy belirtmede kullanılır

OĞULCAN: Can dost

OĞUZ: İyi huylu kimse

OKTAR: Ok atan, okçu

OLCAY: Mutlu, ongan

OLCAYTO: Şanslı

OLGAÇ: Olgun, yetişkin

OLGUN: Bilgi ve görgüsü gelişmiş, kamil

ONAT: Özenli,düzgün, uygun; Yararlı; Dürüst, iyi ahlaklı

ONATKUT: Kutlu insan, özünde dürüst ve iyi olan

ONAY: Uygun bulma

ONGAN: Özlem ve istekleri yerine gelmiş, mutlu

ONGUN: Çok verimli, mutlu

ONUR: Özsaygı, içdeğer; Şeref, haysiyet

ORÇUN: Ardıllar, halefler

ORHAN: Kent kağanı

ORKUN: Orta Asya Türklerinin en eski yazı türü

OYTUN: Kutsal

OZAN: Halk şairi; Şiir yazan kimse

PAKER: Temiz, dürüst

PAMİR: Orta Asya’da bir yayla; Dünyanın çatısı

PAMİRHAN: Pamirler’in hükümdarı

PARS: Kedigillerden yırtıcı bir hayvan

PEKCAN: Çok can, çok cana yakın

PEKER: Güçlü yiğit, çok sağlam

PEKİN: Doğruluğu kesinlikle bilinen

PELİT: Palamut meşesi

POLAT: Çelik; Güç kuvvet

POYRAZ: Kuzeydoğudan esen rüzgar

RAFET: İyilik, çok acıma, esirgeme

RAGIP: Arzu eden, istekli, rağbet eden

RAHMİ: Acıyan

RAİF: Esirgeyici, merhametli

RAMİZ: Çok akıllı

RAUF: Çok merhametli, pek esirgeyen

RECEP: Heybetli, gösterişli, saygıdeğer; Üç ayların ilki

REFİĞ: Rahatlık ve huzur içinde yaşayan kimse

REFİK: Arkadaş, yol arkadaşı; Ortak; Koca; Ağırbaşlı

REHA:Zenginlik, bolluk içinde olma; Kurtulma, kurtuluş

REİS: Başkan

RENAN: İnleyen, ağlayan

REŞİD/REŞİT: Doğru yolu tutan; Olgun, yetkin

REVAN: Su gibi akıp giden

RIDVAN: Razılık, hoşnutluk, kabullenmek

RIFAT/RİFAT: Yücelik; Yüksek rütbe

RIFKI: Yumuşaklık, naziklik; Zarafet

RIZA: Hoşnut kalma, memnun olma; Razı olma, kabullenme; Kaderine boyun eğme

RİVA: Suya doymuşlar

RUHİ: Ruha ilişkin, ruha ait, ruhla ilgili

RUŞEN: Parlak, aydın; Belli, açık, aşikar

SABRİ: Sabra ilişkin, sabırlı kişi, sabreden

Sabutay: Cengizhan’ın en yakın arkadaşı

SADIK: Doğru, gerçek; Dostluluğu ve bağlılığı içten olan

SADİ: Mutlulukla ilgili

SADRİ: Yürekle, göğüsle ilgili

SAĞINÇ: Dayanıklı, yıkılmaz; Sağlıklı, sıhhatli; Güvenilir, inanılır bir temeli olan

SAİM: Oruçlu

SAİT: Kutlu, uğurlu; Cennetlik kimse

SALİH: Yararlı; Yetkili; Dinin buyruklarına uyan

SAMET: Çok yüksek, ulu; Tanrı adı; Hiçbirşeye ve kimseye gereksinimi olmayan

SAMİ: Duyan, işiten; Yüce, ulu, yüksek; Dinleyen, dinleyici

SAMİM: Birşeyin içi, özü, merkezi, temeli, kökü

SANBERK: Gücüyle tanınmış

SANCAK: Bayrak

SANCAR: Kısa kama

SANER: Ünlü, tanınmış

SARP: Dik, geçilmesi ve çıkılması zor

SARPER: SARP+ER=zor erkek kişi

SATVET: Zorlu

SAVAŞ: Silahlı mücadele, harp; Uğraşma, kavga

SAYGIN: Saygı gören, saygı gösterilen

SEÇKİN: Niteliklerinin yüksekliğiyle göze çarpan, elit

SEDAT: Doğruluk, haklılık; Dikkat

SEFA: Gönül rahatlığı, sakin olma; Eğlence, zevk, neşe

SELÇUK: Hatiplik yeteneği olan

SELİM: Doğru, dürüst, kusursuz; Kolayca iyileşen

SELMAN: Barış içinde bulunma

SEMEN: İyi beslenen

SEMİH: Cömert,eliaçık

SENCER: Kale, askeri siper

SERCAN: Sevgili, sevilen

SERDAR: Askerin başı, başkomutan, başbuğ

SERHAT: Sınır boyu, hudut, uç

SERKAN: Başkan, soylu kan

SERMET: Sürekli, devamlı

SERTAÇ: Baş tacı, çok sevilen

SERTUĞ: Baştuğ

SEZA: Değer, yaraşık, uygun

SEZAİ: Uygun, yaraşır

SEZGİN: Sezmiş olan

SİNAN Süngü, mızrak

SONAT: Bir veya iki şarkı için yazılmış 3-4 bölümden müzik yapıtı

SONER: Son er, artık erkek çocuğu olmasın anlamında; Sona er anlamında

SORGUN: Söğüt ağacının bir cinsi; Mısır kavağı

SÖYLEM: Konuşan bireyin kullandığı dil

SUALP: Asker, yiğit

SUNAY: Adak ayı

SUNGUN: Bağış, ihsan

SUNGUR: Soğukkanlı, sakin kimse

SÜAVİ: Herkesin yardımına koşan

SÜER: Yiğit asker

SÜERDEM: Erdemli asker

SÜHA: Büyükayı yıldız kümesindeki en küçük yıldızın adı

SÜMER: Aşağı Mezopotamya’da yaşamış bir kavim

ŞAHİN: Kartalgillerden yırtıcı bir kuş

ŞAH: Kral anlamında

ŞAN: Ün, şöhret

ŞANSAL: Şanın yayılsın

ŞARIK: Parlak, parlayan

ŞEHMUZ: Hükümdar soyundan gelen

ŞEN: Halinden memnun yaşayan ve etrafına yayan

ŞENER: Şen+Er

ŞİMŞEK: İki bulut arasında veya bir bulut içinde elektrik boşalırken oluşan kırık çizgi biçimindeki geçici ışık; Parıltı

TAHA: Yüksek bulut; Yaymak, düzgün serip döşemek; Peygamberimizin adlarındandır.

TAN: Sabahın gün doğmadan önceki zamanı, sabah aydınlığı

TANAL: Tan kızıl, kızıl tan anlamında

TANAY: Şafaktaki ay

TANDOĞAN: Şafak vakti; Tan vakti dünyaya gelen

TANGÜN: Hem tan, hem güneş

TANIL: Bilin, ün yap, isim yap

TANSEL: Tan vaktinin güzelliğini kendinde yansıtan

TANYOL: Işıklanacak yol, güneşlenecek yol

TARIK: Sabah yıldızı

TARKAN: Ayrıcalıklı, saygın kişi

TAYFUN: Şiddetli fırtına

TAYFUR: Bir kuş ismi

TAYGA: Avrupa’dan Doğu Asya’ya kesintisiz uzanan orman

TAYLAN: Boylu poslu kimse; Yele açık olan yer; Fırtınalı bozuk hava; Ormansız çıplak yer

TEOMAN: Duman, tuman; Hun imparatoru Mete Han’ın babası

TİBET: Çin’in batısında bağımsız bir bölge

TINAZ: Savrulmak için hazırlanan ekin yığını

TOKTAMIŞ: Altınordu devleti hanı

TOLGA: Eski savaşçıların başlarına giydikleri demir başlık, miğfer

TOLUN: Tamamıyla aydınlık ve yuvarlak olan

TOLUNAY: Dolunay

TONGUÇ: En büyük çocuk

TORAMAN: Tombul, iri yapılı çocuk

TOYGAR: Tarla kuşu

TOYGUN: Genç, delikanlı

TÖRE: Bir toplumun gelenek, görenek ve alışkanlıkları

TUFAN: Şiddetli yağmur

TUNCA: Meriç ırmağının bir kolu

TUNÇ: Bakır, çinko ve kalayın karışımından oluşan, pirince benzeyen koyu kızıl bir alaşım

TUTKU: Bir insanın isteme, duyma ve düşünmesine egemen olan çok güçlü duygu; Uzun süreli kalıcı ve güçlü duygulanım; Güçlü istek ve eğilimin yöneldiği amaç, ihtiras

TÜMAY: Sessiz, rahat, huzurlu

TÜMER: Çok, olanca erkek

TÜREL: Türe ile ilgili olan, hukuki

UFUK: Aklın alabileceği mesafe, sonsuz düzlem

UBEYDULLAK: Kulcuk

UĞUR: Bazı olaylarda görülen ve insana iyilik geitridiğine inanılan belirti veya bazı nesnelerde varolduğuna inanlılan iyilik kaynağı

ULUBEY (ULUĞBEY): Erdemleri bakımından çok büyük saygı gören erkek kişi; Büyük Türk bilgini ve gökbilimcisi Uluğbey

ULUÇ: Selçuklularda Türkmen beylerine verilen ad

ULUĞ: Büyük, yüce

UMAR: Çare

UMUR: Aldırış etmek, önemsemek; Tecrübesi çok olan, deneyimli

UMUT: Ümit, umulan; Güven duygusu veren kişi ya da şey

UNAN: Sadakat, bağlılık

URAĞAN: Birkaç kasırganın karşılaşmasıyla oluşan şiddetli fırtına

URAS: Mutluluk, talih, şans

UTKAN: Ateşli kan

UTKU: Zafer

UYGAR: Uygarlığa bağlı olan

UYGUR: Uygur devletinden olan kimse

UZAY: Bütün gökcisimlerinin içinde bulunduğu sonsuz boşluk

ÜLKÜ: Ulaşılmak istenen yüce dilek; Yanlız düşüncede varolan şey

ÜNAL: Ünün duyulsun

ÜNSAL: Herkesçe tanın, ünlü ol, ününü her yana sal

ÜNSAN: Ünlü ve sanlı

ÜRÜN: Denizlerden, topraktan ve insanlardan emekle elde edilen

VARGI: Varılan sonuç, hüküm

VARGIN: Varan, ulaşan, dileğine erişen

VELİ: Ermiş, Eren, Evliya

VOLKAN: Yanardağ

VURAL: Vurarak al

VURGUN: Tutkun, aşık

YAĞIZ: Esmer, Yiğit

YAĞIZHAN: Esmer han

YALGIN: Serap, Aşı kalemi almaya ve aşılamaya elverişli ağaç, çiçek

YALIM: Alev

YALIN: Sade, gösterişsiz

YALINAY: Bulutsuz gecedeki ay

YALMAN: Sarp, dik

YAMAN: Güç, beceri bakımından alışılmışın üzerinde olan

YANKI: Sesin bir yere çarpıp geri dönmesiyle oluşan ikinci ses, Bir olgunun çevrede uyandırdığı duygu

YARDAN: Sevgiliden

YAREN: Arkadaş, yakın dost

YARGI: Hüküm, muhakeme, eleştirme

YARKIN: Güneş ışığı, güneş aydınlığı,şimşek

YASİN: Kur’an’da bir sure

YAVER: Yardımcı

YEKTA: Tek, benzersiz

YENER: Yarıştığı kişiye karşı üstün gelen anlamında

YESUGAY: Moğol hükümdarı Cengizhan’ın babası

YETKİN: Gerekli olgunluğa ve bütünlüğe ulaşmış

YİĞİT: Güçlü, yürekli kahraman

YILAYDIN: Aydınlık yıl

YÜCE: Ulu

YÜCEL: Yüksel anlamında

Zabit: Subay

Zade: Oğul, evlat, doğru dürüst adam

Zağnos: Bir tür kuş

Zafer: Savaş ve uğraşla elde edilen başarı, sonuç

Zafir: Zafer kazanmış

Zagnos: Doğan kuşunun bir çeşidi

Zahid: Dinin emirlerini yerine getiren

Zahir: Zekeriya’nın oğlu olan peygamber, Allah lütufkardır anlamında, parlak

Zahit: Parlak yıldız

Zahit (d): Dince yasak olan şeylerden sakınan

Zakir: Tanrının adını anarak tesbih çeken

Zalal: Gölge veren

Zamir: Yürek, iç, vicdan

Zarif: İnce ve nazik tavırlı

Zati: Asla ait

Zaid: Artan, artıran

Zekai: Akılla, zeka ile ilgili

Zekeriya: Erkek bir peygamber

Zeki: Çabuk anlayan, kavrayan, akıllı olan

Zemherir: Gündönümünden sonraki şiddetli soğuklar, kara kış (22 aralık’ tan 31 ocak’ a kadar)

Zemin: Yer, yeryüzü, temel, dayanak,konu, tema

Zemzem: Ka’be çevresindeki ünlü kuyu ve bu kuyunun müslümanlarca kutsal sayılan suyu

Zerak: Mavi, gök renkli

Zeren: Anlayışlı, kavrayışlı

Zerr: Karınca yumurtası

Zerver: Altın yaldızlı

Zevafir: Parlak yıldızlar

Zeval: Sona erme, ayrılıp gitme

Zevkan: Zevk bakımından, zevkçe,zevk yoluyla

Zevvak: Bir şeyi çok fazla tadan, bir şeyi çok fazla deneyen, bir şeyin çok fazla farkına varan

Zeyneddin: Dinin zineti, süsü

Zeynel: Zeynelabidin’ in kısaltılmışı

Zeynelabidin: İbadet edenlerin süsü

Zeynullah: Tanrının süsü

Zeynur: Aydınlık

Zeyni: Bezek, süs

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ